Kültür Sanat

Diyarbakır'da Kültür Sanat
KÜLTÜREL DEĞERLERİ

1. SURLAR

2. İÇ KALE

3. ÇAYÖNÜ

4. CAMİLER

5. KİLİSELER

6. MEDRESELER

7. HANLAR

8. HAMAMLAR

9. EVLER

10. SOKAKLAR

11. KÖPRÜLER

12. KÖŞKLER

13. YEMEKLER

14. GELENEK VE GÖRENEKLER

15. HALK OYUNLARI

16. TÜRKÜLER

Türküleri

1. Diyarbakır Peşrevi
2. Bülbülün kanadı sarı
3. Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı
4. Üç kardeştik gittik geyik avına
5. Mübareki ( Kına kutlama türküsü)
6. Bir ceket isterem kolu dar ola
7. Aşk kalbimde yer almış
8. Az kaldı bayram ola (Deniz altı Horasan)
9. Heyriyem
10. Mizacın telini saçmışsan
11. Güzellerin sultanısın Leyla
12. Karşıda kuzu gördüm
13. Kurbanım-kurbanım
14. Bir seher uğradım göl kenarına
15. Değirmen sala benzer(I.varyant)
16. Değirmen sala benzer (II.varyant)
17. Güzellerden üç güzel var sevilir (Leylo)
18. Çaldığım saza mı yanam (I.varyant)
19. Saza niye gelmedin (II.varyant)
20. Yola çıkmış bir güzel
21. Yeni kapı’da atlılar
22. Bu derede sardı bizi harami
23. Yüksek minarede kandiller yanar
24. Ergani’nin taşları
25. Kaladan kalaya ekerler darı
26. Çermik’in bahçaları
27. Kiraz aldım çarşıdan
28. Mavi bağlar başına
29. Aydıl-aydıl dilim yar
30. Esti baharın nesimi (Esti nesim-i nevbahar)
31. Dağda harman olurmu
32. Cinali bahçasında
33. Ak çuha kara çuha
34. Kar yağar kar üstüne (Amman ey)
35. Diyarbakır küçeleri
36. Endim kuyu dibine
37. Elinde maşrapası (Kibarım)
38. Dağlara lale düştü
39. Eyvana gel eyvana
40. Arkadaşlar benim derdim yeğindir
41. Yayık yaydım kolum şişti
42. Çıktım saray köşküne
43. Karanfil ekermesin (I.varyant)
44. Yeni kapı hançepek (II.varyant )
45. Cahar attım şeş oynadım
46. Odasına varım olurmu böyle
47. Arpa orağa geldi
48. Biner paytona gider seyrana
49. Haram sudan atladım
50. Siverek yaş üzümü
51. Ağlama yar ağlama
52. Kırklar dağının düzü (Suzan suzi )
53. Sen gideli üç gün kaldı bayrama
54. Bu dağın ensesine (Hamaylı boynundayım)
55. Vallahi o yardır
56. Başında altın para ( Tıfıl yaşlım )
57. Dağlar dağımdır benim
58. Bahçada yeşil hıyar (I.varyant)
59. Çay içinde döğme taş ( II.varyant )
60. Bilmeden kapını çaldım (III.varyant )
61. Yola düşmüş gidiyor
62. O yarimin damınan hloplıyamadım
63. Bir çift bilbil geldi kondu kamışa
64. Beden ayrıldı candan (Zalime)
65. Derdini yar derdini
66. Haydi gedah toyuna (I.varyant)
67. Haydi gidah toyuna (II.varyant)
68. Şu giden nerelidir
69. Gule çıkmış eyvana (Vay lımın)
70. Yardan bir nağme gelmiş
71. El-ele ver gidek Puruthana’ya
72. Meyremmo
73. Çarşıda bal var
74. Hangi bağın bağbanısan gülüsen
75. Bağa girdim dağ oldu (Vah başıma gelenler)
76. Bu dere baştan başa elmalı bağ
77. Emo kaşların kara
78. Hançepek’te sıra sıra paytonlar (Diyarbakır övmesi)
79. Evleri kayalıkta
80. Seyrantepe bağlıktır
81. Bahçalarda biberim
82. Meclisinde mayil oldum ben bir kaşı karaya
83. Yeni de kapının yokuşu
84. Gurban olam ben o gaşı garaya

85. Derelerde kum savrular
86. Su içemem testiden
87. Bemüsen’e gedeyem
88. Dumanlı yayla başı (Yaylalar)
89. Kız geldiler seni gelin etmeye (Kadın kına türküsü)
90. Gökmeydanı’nın tozu olaydım
91. Bırak be zalim bırak
92. Maden dağı dumandır
93. Fincanın etrafı yeşil
94. Başında puşan gurban
95. Hele yar zalim yar
96. Sinen beni yandırır
97. Gülüm gider bostana
98. Bu dere buz bağladı
99. Evlerinin direği
100. Güzellikte üç şey vardır nişane
101. Vardım yarin bahçesine bir nar aldım yemeye
102. Ateşi ruhların yaktı şu gönlümü
103. Kırmızılar giyinirsin
104. İndim gittim Diyarbekir düzüne

SÖZLÜ VE SÖZSÜZ OYUN HAVALARI

1. Hani davulunuz ( Bir mumdur iki mumdur)
2. İnciyem üzülmüşem
3. Yemenim allı idi (Yarim yar ise gelsin)
4. Esmerin ağı gerek (I.varyant)
5. Esmerim biçim biçim (II.varyant)
6. Diyarbekir şad akar
7. Başındaki tellere
8. Dama çıkmış bir güzel
9. Mardinkapı şen olur (I.varyant)
10. Bende gidem paytahta (I.varyant)
11. Makaram sarı bağlar
12. Diyarbekir güzel bağlar-Lorke (I.varyant)
13. Diyarbekir güzel bağlar-Lorke(II.varyant)
14. Nare esvap yıkıyor
15. Diyarbekir dört köşe
16. Halaybaşı kızlar
17. Diyarbekir bedende (Naze)
18. Diyarbekir düzdedir
19. Ay doğar sini-sini
20. Başındaki puşu mudur
21. Ayvanda yatan oğlan
22. Karanfilsin tarçınsın
23. Cahar attım dubara ay le Nure
24. Karpuz kestim yiyeyim
25. Diyarbekir bu mudur
26. Kadın oyun havası
27. Delilo halay havası

28. Askeran oyun havası
29. Halay havası
30. Dello halay havası

UZUN HAVALAR
1. Buy-i vahdet almışam
2. Silmedin göz yaşımı
3. Karmı yağmış Diyarbakır’ın dağına
4. Dedim ay efendim gel kıyma bana
5. Bir güzel ki on yaşına girince
6. Bende yetim
7. Daldalanım
8. Yar içerden
9. Sürme beni
10. Ben şehid-i badeyim dostlar demim yad eyleyin
11. Böyle bağlar
12. Bahar olur yeşillenir bu bağlar
13. Karşıki dağlar dumanından bükülür
14. Deli gönül melül olup ağlama
15. Bu gün ben yari gördüm
16. Sana dil verdim ise yıkta harab etmi dedim
17. Felek gayet dönek
18. Kalemi kaşta koydun
19. Dağda duman yeri var
20. Eminem oturmuş çorap örüyor
21. Kan akıyor yaran
22. Bu dağın karı gitmez
23. Hasret kaldım sadık yara
24. Saçımın akına bak
25. Coşkun sular ne bulanık akarsın
26. Evsel’i duman almış
27. Garibem bu vatanda
28. Ağla gönül ağlamanın zamanı geldi
29. Abdo’nun mezarını kayadan oyun
30. Karşıki dağlar beyazlara sürünmüş
31. Gül ektim evlek evlek
32. Karşımda durdun yeter
33. Düş müdür hayal mıdır bilmedim
34. Kara gizler
35. Ayrıldım gülüm senden
36. Yazsam üstadımın mezar taşını
37. Sürme beni
38. Diyarbakır dağı dumandır
39. Evlerinin önü kavak
40. Aldı zihr-i tigine bir nim nigahle ol alemi
41. Derman aramam derdime giz yaşımı silmem
42. Visalinle bu şeb yari canım şaduman oldum

Anasayfa Halk Oyunları

Halk Oyunları

DİYARBAKIR HALK OYUNLARININ YERİ VE ÖNEMİ
Diyarbakır yöresi halay türüne giren oyunları kendi bünyesinde barındırır. Yörede oyunlar
genelde coşkuyu, sevgiyi, ahengi, hüznü, yiğitliği, mertliği ve günlük doğa olaylarını içerir.
Oyunların çok eski kökeni olmasına rağmen bugünlere kadar gelmişlerdir. Bütün oyunlar
yörenin yaşayış biçimi, sosyal ve kültürel ilişkilerinden etkilenmiştir. Yöre oyunlarda işler
adım hemen hemen bütün oyunlarda sağa doğrudur. Aynı oyunlar farklı ilçe veya farklı köyde
aynı biçimde veya küçük nüanslarla oynanmaktadır. Bununda en büyük nedeni ise aşiretlerin
bölünüp değişik bölgelere yerleşmesidir.
Diyarbakır’da halk oyunları; kına geceleri, düğün, bayram ve özel zamanlarda oynanır. Bazen
sohbet ve eğlenme amaçlı gidilen yerlerde halk oyunları da oynanır. Bazen de yöreye özgü
eyvanlı evlerde eğlence amaçlı bir araya gelinir ve bu muhabbetlerin açılışı halk oyunlarıyla
yapılır ve ardından müzik ile devam eder, hatta bu güzel sohbetler için özel davul zurna bile
temin edilir. Yörede oyunlar genelde ağırdan başlayıp hızlanarak devam eder.
Oyun formları genellikle ;

•Düz çizgi

•Karşılıklı iki düz çizgi

•Yarım daire

•Daire formundadır

Bazı kırsal kesimlerde ise çeşitli biçimde diziler oluşturulur ve sözlü sözsüz ezgiler
eşliğinde oynanır. Oyunlar serçe parmaklar, kollar, omuz ve avuç içlerinin birleşmesiyle
oynanmaktadır. Bazı oyunlarda kollar serbest bir halde seyir gösterir; Örneğin Çepik oyunu
gibi. Yörede bazı oyunlar belli araçlar eşliğinde oynanır.

Bu araçlar genelde ;

•Teşi

•Bakraç

•Tüfek

•Sopa

•Tırpan

•Kepenek ‘tir.

Seyirlik oyunları geçmişte gerçekleşen olaylar, doğadan etkileşim, dini inançlar ve
hikâyelerden derlenip belli bir formda ve uygun müzikle sahneleme olayıdır. Bu oyunlar
yörede halen eski canlılığını koruyarak oynanmaktadır.

YÖRE OYUNLARINDA EKİP BAŞININ YERİ VE ÖNEMİ
Yörede ekibi yöneten, komut veren ve soloya çıkarak hem etraftakilere farklı bir Halk Oyunu
zevki tattıran hem de kendi maharetini sergileyen oyuncudur ekip başı. Ekip başları bir çok
düğüne, kına gecelerine ya da farklı yerlere özel bir şekilde, yani ev sahibinin kendisiyle
görüşüp davet etmesi üzere gelir. Halk oyunları icra edilirken kendine özgü yeteneğini
bulunanlar soloya çıkarlar, yörede soloya genelde ekip başları çıkar. Ekip başının en büyük

özelliği solodayken hem harika figürler sergileyerek izleyenlere zevkli dakikalar yaşatırken
hem de ritimden çıkmayarak çalınan müziğe uyum sağlamasıdır.

Halk oyunlarını icra eden ekibin en iyi şekilde kendini sergilemesi biraz da ekip başının
narası, mendili ve neşeli bir şekilde yaptığı soloya bağlıdır. Genel olarak soloya çıktıkları
oyun Delile (Delilo), Govend (Halay), Çepik ve Şur-u Mertal (Kılıç Kalkan) oyunlarıdır. Her
ekip başının kendine has figürleri bulunur ve bu figürler usta çırak ilişkisi dediğimiz yani
halk oyunları icra edilirken koltuktan öğrenme metoduyla öğrenilir. Yörede genel olarak
ekibin başındaki oyuncu mendili bırakmadığı sürece kolay kolay ekip başının elinden mendil
alınmaz, alınırsa bu ekip başına bir hakaret sayılır. Ancak ekibin başındakinden büyük biri
mendili isterse bu da ekip başına ayrı bir onur ve gurur verir.

Yörede yapılan düğün ve eğlencelerde ev sahibi, ekip başına ayrı bir yer, ilgi ve alaka
gösterir. Düğünün ya da özel yapılan gecenin sonunda ev sahibi ekip başına hediyeler vererek
bir nevi teşekkür eder.

YÖREDEKİ HALK OYUNLARI İSİMLERİ

•Keşe-o

•Delile (Delilo)

•Govend (Halay)

•Harrani (Esmerim)

•Şuşane (Tek Ayak)

•Du-nıg (Çift Ayak)

•Çaçan

•Çepik

•Meryemo

•Papure

•Düzo

•Kadın Delilosu

•Kadın Halayı

•Teşi

•Beri

•Teşi (Erkek)

•Gur-u Pez (Kurt Kuzu)

•Hasat

•Kelek

•Şur-u Mertal (Kılıç Kalkan)

•Çömçe Gelin

OYUNLARIN ÇIKIŞ ÖYKÜLERİ VE OYNANIŞ BİÇİMLERİ

•KEŞE-O
Bu oyunun en büyük özelliği Diyarbakır iline ve sadece erkeklere özgü olmasıdır. Çok eski
dönemlerde yörede birçok dine mensup insanların yaşadığını gerek yazılı kaynaklardan
gerekse büyüklerimizle yaptığımız sohbetlerden biliyoruz. İşte bu oyunumuzda yörede
yaşayan ve bir başka dine ait bir din adamıyla ilgilidir. Bu oyun Delile (Delilo) oyununu
oynayan sarhoş bir Hıristiyan din adamının taklit edilişidir. Zaten yörede Hıristiyan dinine
mensup din adamlarına yani papazlara, keşe adı verilmektedir. Bu oyun çok eski dönemlerde
kollar aşağıda olacak şekilde oynanmış olup, son dönemlerde ise bu oyunda kollar baş
hizasında olacak şekilde icra edilmiştir.
Çok ağır bir tempoda olup sağ ayakla önce yere topuk daha sonra sol dize vurup sağ ön
vereve atılmasıyla başlanır. Eller serçe parmaklarda birleşik kollar baş seviyesindedir. Sağ
ayak topuğu sol diz altına vurup sağ ön vereve atılmasından sonra, sol, sağ ve sol topuk öne
vurulup adımlar bu defa geri atılır. Bu arada kollar ayakla uyumlu bir şekilde aşağı yukarı iniş-
çıkışlar gösterir. Önden geriye gelirken ayaklar önce sol, sağ, sol geri atılacak şekildedir.
Oyun tekrar sağ ayakla öne ve diz altına topuk vurulup icra edilir.

•DELİLE (DELİLO)
Bu oyun kentte yaşam süren tüm uygarlıkların özelliklerini kendine özgü bir biçimde
yansıtmıştır. Bu oyunda sevgi, saygı, hoşgörü, coşku ve birlik beraberliği görebilmekteyiz.
Yörede insanlarına göre bu oyunun birkaç farklı içeriği mevcuttur. Bu oyun kimine göre
tarlada bereketli olan bir dönem sonrası sevinç oyunu, kimine göre ise kına, düğün,
bayramlarda karşılıklı maniler şeklinde atışılarak ortama neşe katma amaçlı bir oyun şeklidir.
Çeşitli görüşler olması aslında ayrı varyantlardır çünkü sonuç olarak aynı noktaya varıyoruz.
Yani bu oyun oynandığı mekana göre sözlü ya da sözsüz olup, kentte yaşam süren tüm
uygarlıkların izlerini yansıttığı gibi, bulunan ortama birlik, beraberlik ve mutluluk katar.
Yörede bu oyuna Gırani, Aslanvari, Şervani ve Koçeri gibi isimlerde verilmektedir.
Oyun sağ ayağın sağ ön vereve atılmasıyla başlar. Öne giderken sağ, sol, sağ ve sol ayağın
topuğunun yere vurulup atılması, geriye dönüş sol, sağ, sol ve sağ ayağın taban vurulmasıyla
devam eder.
Oyun esnasında ekip başındaki oyuncu soloya çıkarak kendi yeteneğini sergiler ama solo
sırasında önemli olan oyuncunun hem müzik hem de ritimle uyumlu olmasıdır. Türkülü bir
oyun olduğundan, grup sayısı fazla olursa karşılıklı türküler söylenerek de oyun icra edilebilir.

•GOVEND (HALAY)
Bu oyunda yörede karşılıklı yaşanılan sevgiler anlatılmıştır, hatta bu sevgiler için oyuna
birçok türkü yakıldığı söylenilmektedir. Yörede insanların birbirine karşı duydukları sevgileri
hem oyunla hem de oyun içerisinde söylenen türküyle icra etmesi, çok yaygın olan halay
oyununa ayrı bir güzellik katmıştır. Halayı ekibin başındaki oyuncu elindeki mendil ve ses
komutuyla yönetir. Bu oyunda ekip başı soloya çıkarak, müzik ve ritm eşliğinde kendi
maharetini sergiler. Halaylarda coşku, mutluluk ve canlılık ön plandadır.
Erkek ve kadın halayı olmak üzere ikiye ayrılır. Erkek halayında, sağ ayağın tabanının yere
vurulup, sol ayağın öne çıkması, sol taban vurup sağ ayağın öne çıkmasıyla oyuna giriş
yapılır. Ardından dört diz kırıp, üç diz çekmeyle oyun seyir gösterir. Sağ ayağın tabanının
yere vurulup, sol ayağın öne çıkması, sol taban vurup sağ ayağın öne çıkmasından sonra, sağ
ayak topuğuyla yere üç defa vurulur.
Daha sonra sol ayağın sağ tarafa savrulup öne atılmasıyla devam eder. Bu adım cümlesi ekip
başının vereceği komuta kadar devam eder. Komut geldikten sonra aynı adım cümlesi üçüncü
komuta kadar tekerrür eder.

Üçüncü komuttan sonra geriye sol, sağ, sol ayak atılır ardından sağ taban basıp sol ayağın, sol

taban basıp sağ ayağın öne çıkmasıyla icra edilir. Eller gözükmeyecek şekilde parmakların iç
içe geçirilmesiyle oyuncuların arkasında tutulur.
Yörenin en çok oynanan ve en çok sevilen oyunlarındandır. Kadın halayı ise ilerde Kadın
Halayı adlı oyun kısmında anlatılmıştır.

•HARRANİ (ESMERİM)
Yine bu oyunla ilgilide yöredeki mahalli kişiler tarafından ortaya çıkan esmer kızlara duyulan
sevginin türkü eşliğinde anlatımıdır. Eski zamanlarda yörede bir erkek ve bayanın görüşmesi
bugünkü kadar rahat değilmiş, yani birbirine sevgi besleyen insanlar bunu çok rahat dile
getiremezmiş. Bu yüzden birbirlerine karşı duyulan bu sevgiyi nişan ve düğün gibi eğlence
ortamlarında esmerim oyunu oynarken söylenen manilerle dile getirmişlerdir. Oyunun
kendine ait türküsü ve bu türkünün birkaç değişik varyantı mevcuttur. Bazı mekanlarda türkü
söyleyerek de oynanan bir oyundur. Yöre oyunları içerisinde farklı bir yeri bulunan Harrani
oyununun bir başka adı ise Esmerimdir.

Sol ayağın öne topuk vurup, geri çekilmesiyle başlar. Ardından sağ, sol, sağ ayak geriye
çekilir ve sonra en son geriye çekilen sağ ayağın yerine gelmesiyle iki diz birden kırılır. Bu
adım cümlesi oyunun yerinde olan adımıdır. Öne iki değişik çıkışı ve geri gelişleri mevcuttur.
Birinci çıkış sol ayak topuğu öne vurulup öne atılır. Ardından sağ, sol adım atılıp durulur,
yanına sağ gelince iki diz birden kırılır. İkinci çıkış ise sol topuk öne vurulup öne adım atılır,
yanına gelen sağ ayak yerinde, topukla önce öne sonra yana vurulup yerine gelince de iki diz
birden kırılır. Geri gelişler ikisinde de aynı olup sol topuk öne vurulur ve geriye sol, sağ, sol
adım atılır, sağ ayak sol ayağın yanına gelince iki diz tekrar kırılır. Kol tutuşları Govend
(Halay) oyunundaki gibidir.
ŞUŞANE (TEK AYAK)

Bu oyunumuz genelde kırsal kesimde gruplar tarafından karşılıklı atışma şeklinde oynanan
bir oyundur. Halay oyunuyla benzerlik gösteren adım cümleleri olsa dahi, kendine ait figürler
olup, bu figürlerde en büyük özellik ise figürlerin kesik kesik olmasıdır.
Bu oyunumuz tek bir ekip şeklinde oynanılabildiği gibi, bir gurubun öne çıkarken diğerinin
geriye adım atması daha sonra bu işlemin tersi uygulanarak devam etmesi de yörede
mevcuttur.
Sol topukla öne topuk vurulup geriye taban çekmesiyle başlayıp yerimizde sağ, sol ayak
hareket ettirilir. Daha sonra sağ diz önden yerine çekilerek oyun seyir eder. Komutla sol
topuk öne vurulur, sağ topukla ise yere iki defa yarım daire çizilecek şekilde vurulur ve halay
savurması yapılıp öne çıkılır. İkinci bir komut gelene kadar hamle yapılır. Geri geliş sol topuk
öne vurulur ve geri atılırken sağ, sol, sağ diz çekilir. Kollar Govend (Halay) tutuşunun
aynısıdır.

•DU-NIG (ÇİFT AYAK)
Yörede bu oyun hakkında fazla teorik bilgi bulunmamakla beraber bu oyunumuz arada küçük
nüanslar dışında hemen hemen tek ayak oyunuyla aynı seyri gösterir. Yine bu oyunumuzda
tek bir ekip şeklinde oynanılabildiği gibi, bir gurubun öne çıkarken diğerinin geriye adım
atması daha sonra bu işlemin tersi uygulanarak devam etmesi de yörede mevcuttur.
Oyunda sol topukla öne iki defa topuk vurulup geriye taban çekmesiyle başlayıp yerimizde
sağ, sol ayak hareket ettirilir. Daha sonra sağ diz önden yerine çekilerek oyun seyir eder. Öne
Komutla sol topuk iki defa yere vurulur, yerinde sağ ayak üç topukla yarım daire çizer. Sol
ayak sağa iki defa halay savurması yapar ve ikinci komuta kadar öne gidilir. Geri geliş ise sol
ayak topuğu öne iki defa vurulup geri çekilir, ardından sağ, sol, sağ diz çekilir. Bu oyunda da
kollar Govend (Halay) tutuşundaki gibidir.

•ÇAÇAN
Bu oyunda ise bir kıza aşık olan erkeğin sevgisini oyunla anlatması görülmektedir. Oyun,
adını erkeğin aşık olduğu kızdan alır. Çaçan adındaki bayan köyde kuyuya gidip kuyudan su
çekerken bir ara kuyuya düşer gibi oluyor ve bunu gören erkek koşarak Çaçanı kurtarmaya
çalışmıştır. Oyun içerisinde yapılan hızlı çapraz adım cümleleri kuyuya düşmek üzere olan
Çaçanı kurtarmaya doğru koşmayı anlatıyor.
Daha önceki zamanlarda oyunun çökme adım cümlesi var iken değişik sebeplerden bugün
oyunda çökme adım cümlesi görülmemektedir. Yörede bu oyunun türküsü de mevcuttur,
birçok yerde türkü eşliğinde oyun icra edilmektedir. Govend (Halay) oyununa benzerlik
göstermekle beraber kendine özgü değişik adım cümleleri de göze çarpmaktadır.
Halay oyunundaki gibi sağ ayağın tabanının yere vurulup, sol ayağın öne çıkması, sol taban
vurup sağ ayağın öne çıkmasıyla oyuna giriş yapılır. Sonra yerimizde dört diz kırıp, dört diz
çekme işlemi seyir gösterir, komutla sağ taban basılıp sol adımın, sol taban basılıp sağ adımın
öne çıkmasıyla başlar. Sağ ayak yerinde üç defa topuk vurarak yarım daire yaptıktan sonra
öne taban basar. Yerinde üç defa tabanla ayaklar yer değiştirecek şekilde çapraz adım yapılır.
Sonra komut gelene kadar öne çıkılır. Geri geliş ve kol pozisyonları Govend (Halay)
oyununun aynısıdır.
•ÇEPİK
Oyun adını iki elin birbirine vurmasından alır. Oyunda yöredeki kişiler ya da topluluklar
arasında çıkan kavgaların taklit edilişi anlatılmıştır. Bu çıkan kavgalarda herkes kendisini ve
ailesini korumak için var olan el ve bilek gücünü ortaya koyar. Oyunda birbirine yakın
figürlerle üç ayrı adım cümlesi görülür. Birinci adım cümlesinde yürüyerek kavgaya davet
etme, ikinci adım cümlesinde eşleşme, üçüncü adım cümlesinde ise eşlere arasında çarpışma
seyir gösterir. Erkeklerin daha çok oynadığı tatlı-sert bir oyun olup bayanlar oynadığı takdirde
bayan bayana eşleşme söz konusudur. Eski zamanlarda ise bayanlar çepik oyunu oynamaz, bu
oyunu erkekler icra ederken erkeklerin arkasında bulunan bayanlar kavganın bitmesi için
feryat eder, hatta kavganın bitmesi için yörede namus sayılan bayan tülbendini kavganın
ortasına atar ve kavga sona erer. Yöre oyunları içerisinde eller serbest şekilde oynanan
oyunlardan biridir. Erkeklerin ve bayanların tavırları birbirinden net bir şekilde farklılık
göstermektedir.
Oyunda eller serbest şekilde ayak ise öne önce sağ sonra, sol adım atılıp ardında sağ topuk sol
parmak ucunun yanına sol topuk ise sağ parmak ucunun yanına topuk vurup ayak öne adım
atar. Sağ topuk vurulduğunda bileklerde güç toplanır. Sol topuk vurulduğu anda ise alkış
yapılır. Böyle oyun devam ederken kişiler eşleşir oyun karşılıklı el vurulup, dönülerek icra
edilir. Eller serbest, oyun alanı geniştir.

•MERYEMO
Bu oyun kimine göre insanlar arası ilişkiler, sevda, mutluluk ve coşkudan ortaya çıkmış,
kimine göre isminden de anlaşılacağı gibi bir bayana olan sevgiden ortaya çıkmış bir
oyundur. Meryem adındaki bir bayana duyulan sevgi anlatılmıştır. Yine sonuç olarak şu
kanıya varıyoruz ki bu oyunumuzda yörede sevinç, mutluluk ve sevdalardan ortaya çıkıp
bugünlerimize kadar gelmiştir.
Oyunda önce sağ ayağın sağ ön vereve atılması ardından sol ve sağ ayaklar sağ ön vereve
atılır. Sağ ayak yere taban bastığında sol sağa doğru savrulur hemen ardından sol yerine taban
bastığında ise sağ sola doğru savrulur. Oyun böyle devam eder. Eller avuç içlerinden tutulup
yarım veya tam daire formunda oynanır.

•PAPURE
Bu oyun insanlar arası ilişkiler, sevda, mutluluk ve coşkudan ortaya çıkmıştır. Bu oyun
Meryemo oyununun bir başka varyantı olup içinde halay oyunun adımlarını da görmek

mümkündür. Bu oyunda ciddi anlamda bir sürat ve sert adım figürler görmek mümkündür.
Yine bu oyunumuzda geçmişten günümüze kadar gelmiştir.
Oyunda önce sağ ayağın sağ ön vereve atılması ardından sol ve sağ ayaklar sağ ön vereve
atılır. Sağ ayak yere taban bastığında sol sağa doğru savrulur hemen ardından sol yerine taban
bastığında ise sağ sola doğru savrulur. Oyun böyle devam seyir gösterirken daire içine önce
sağ sonra sol adımla hamle yapılır, yerinde dört diz kırma, dört diz çekme ile seyir gösterir.
Komutla sol ayak öne çıkarılır, sol yerine çekilirken sağ ayakla öne çift düşülür. Yerinde
çapraz adım cümlesi yapılarak sağ vereve önce sağ sonra sol ayak atılarak sağ ayak yere taban
bastığında sol sağa doğru savrulur hemen ardından sol yerine taban bastığında ise sağ sola
doğru savrulur oyun böyle devam eder.

•Eller omuz başlarından tutulur yarım ya da tam daire formunda oynanılır

•DÜZO

•Bu oyun yörede insanlar arasındaki sevgiyi anlatmaktadır. Bir erkeğin bir bayana
olan sevgisi ana tema olup, kendine ait başta ağır daha sonra hızlı olacak şekilde iki
ayrı adım cümlesi görülmektedir. Yörede bu oyunun türküsü de mevcuttur, birçok
yerde türkü eşliğinde oyun icra edilmektedir. Bölge civarında, halk oyunlarının sınır
tanımamız’lığından ötürüdür ki yakın çevre ilerde bu oyun görülmüştür.

•Yerinde önce sağ sonra sol ayak şekilde sekme figürleri yapılarak başlanır. Daha
sonra öne doğru önce sağ ayak ardından sol ayak atılacak şekilde oyun ekip başından
gelecek komuta kadar devam eder. Ön tarafta ise oyun bir anda hem adım cümlesi
hem müzik ve ritim olmak üzere hızlanır. Aynı adım cümlesinin hızlısı seyir gösterir,
diğer komut geldikten sonra oyun ilk baştaki yavaş olan adım cümlesiyle geriye doğru
devem eder. Bu oyunda yine eller Govend (Halay) oyunundaki tutuşla aynıdır

•KADIN DELİLOSU
İsminden de anlaşılacağı gibi bu oyun sadece bayanlara özgü bir oyun olup, erkek Delilosuyla
ciddi farklılıklar gösterir. Hem merkezde hem de birçok kırsal kesimde icra edilmektedir.
Yine bu oyunumuzda yörede sevinç, mutluluk ve coşkulardan çıkmış olup, bugünlerimize
kadar gelmiştir. Bu oyunda ciddi anlamda bayana yakışacak bir zariflik mevcuttur. Bu oyun
erkek Delilosuna göre daha ağır oynanır.
Bu oyun sağ ayağın sağ ön vereve atılmasıyla başlar. Ardından sol ayak atılır ve sağ ayak
yere sürterek geri çekilir. Öne ise sol topuk vurup geriye atılır hemen ardından geriye sol, sağ,
sol ayaklar atılır ve son olarak sağ taban vurup tekrar sağ ön vereve hamle yaparak oyun başa
döner. Eller serçe parmaklardan tutulup, yarım daire formunda oynanır.

•KADIN HALAYI
Bu oyunumuzda yörede sevinç, mutluluk ve coşkulardan çıkmış olup, bugünlerimize kadar
gelmiştir. Kendine has tavırları, diz kırması, omuz sallamasıyla maharet gerektiren bir
oyundur. Oyun içerisinde belirgin bir şekilde, sürat ve canlılık göze çarpmaktadır. Yine bu
oyunumuzda sadece bayanlara özgü bir oyun olup, merkez ve kırsalda oynanmaktadır.
Bu oyunda sağ ön vereve sağ ile adım atılır. Ardından sağ, sol sonra sağ basılıp sol diz, sol
basılıp sağ diz çıkarılır. Komutla aynı şekilde öne ve geriye hamle yapılır. Eller bellerden
saracak şekilde tutulup önce düz daha sonra sol ayak vuruşuyla yarım daire formunu alarak
oynanır. Bu oyunumuzda yine kadınlara özgü olup erkekler tarafından da icra edilir.

•TEŞİ (KADIN)
Eski zamanlarda şimdiki kadar gelişmiş alet ve makineler olmadığından, teşi aleti ciddi
anlamda iş gören bir aletmiş. Bu oyunda kırsal kesimdeki kadınların keçi ve koyun kıllarını
teşi denilen aletle yün haline getirmesi anlatılmıştır. Bayan oyunu olup erkeklerde bayanları

taklit etmişlerdir, erkeklerin de oynadığı bir teşi oyunu mevcuttur, ilerde anlatılmıştır.
Bu oyun sağ ayağın yürüme adımı gibi öne atmasıyla başlar, arkasından sol, sağ, sol...
Şeklinde yapılacak sahne çizgilerine göre devam eder.
Ayaklar böyle hareket halindeyken elle ise sol el yukarda teşi ipini tutar sağ el ise teşi’yi
çevirir, bu arda sağ el teşi’yi çevirdikten sonra sol elin altından keçi kıllarını yün haline
getirmeye çalışır.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.
•BERİ
Bu oyunumuzda kırsal kesimdeki bayanlarımızın süt sağması olayıdır. Oyunda süt sağmaya
gidiş, süt sağma ve bu olaydan dönüş hareketlerle ifade edilmiştir. Tamamıyla bayanlara
özgüdür. Oyun içerisinde oyuncunun kendine has tavır ve mimikleri mevcut olup, oyuncunun
kendi mahareti ön plandadır.
Oyun sağ ayağın yürüme adımı gibi öne atmasıyla başlar, arkasından sol, sağ, sol... Şeklinde
yapılacak sahne çizgilerine göre devam eder. Bu arada sağ kolumuzda bakraç (süt ya da
yoğurt koymak için yapılmış küçük kova) bulunmaktadır. Gidiş işleminden sonra sağ ayak
geriye atılacak şekilde olduğumuz yere ister ayaküstüne isterse diz üstüne çökülür ardından
süt sağma, el silme ve ter silme hareketleri yapılır. Daha sonra yine yürüme adımıyla oyuna
son verilir.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•TEŞİ (ERKEK)
Aslında bayanların teşi oyununun kırsal kesimde erkekler tarafından taklit edilerek bir nevi
eğlenceye dökmeleriyle oluşmuş bir oyundur. Adım cümlesi olarak Şur-u Mertal (Kılıç
Kalkan) oyunundaki adım cümlesi örnek alınmış ve bayan hareketlerini erkekler yaparak
bulundukları ortama neşe katmışlardır.
İki ayrı gurup ve her grubun başında gurubu yönlendiren ekip başları bulunmaktadır. Oyuna
giriş çepik oyunundaki ayak figürleriyle aynıdır. Kollar ise bir gurupta sol, diğerinde ise sağ
kol serbesttir, öteki kol ise öndeki oyuncunun yeleğini arkadan tutacak şekildedir. Sahneye
yerleşinceye kadar oyun böyle devam eder. Sonra isteğe bağlı olacak şekilde bir gurup yere
diz üstüne çöktürülür, diğer gurup ayakta kalacak şekilde oyun seyir eder.
Sahneye yerleştikten sonra bir ekip başı bir bayanın süslenmesini diğer ekip başı ise bir
bayanın kırsal kesimde mevcut aletlerle yağ yapmasını taklit ederken, ekibin diğer oyuncuları
ise ekip başlarını el ve küçük tokatlarla rahatsız eder. Ekip başları ise bu el ve tokatlara
sinirlenerek elindeki sopayla (Haziran Ağacı) diğer oyunculara sert olmayacak şekilde vurur
oyun bu şekilde icra edilir.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•GUR-U PEZ (KURT-KUZU)
Yöre halkının büyük geçim kaynaklarından biride hiç şüphesiz hayvancılıktır. İşte bu seyirlik
oyunumuzda yöre halkının yaptığı günlük işleriyle ilgilidir. Yöre halkından çoban günlük
hayatta koyun, kuzu otlatmak ve bunları dışardan gelebilecek tehlikelere karşı korumakla
yükümlüdür. Bu oyunda kırsal kesimde çobanın koyunları otlatmak üzere yaylaya götürmesi
ve yaylada karşılaşılan tehlikeler anlatılmıştır.
Oyunda oyuncular ayaklarının üzerine çökecek şekilde sahneye çoban tarafından getirilir.
Çobanın hemen yanında sürüyü koruyacak köpekte bulunmaktadır. Çoban koyunlara
yemlerini verir, kendiside bir köşeye çekilip yemeğini yer ve ardından sigarasını içerek uyur.
Daha sonra sürüye kurt saldırır, kurt bir koyunu yer ve gider çoban uyandığında kurt
kaçmıştır. Çoban kaybedilen koyun için köpeği suçlar ve köpeğini tekmeler. Daha sonra
kurdun tekrar geleceğini düşünen çoban sürünün içine girerek kurdu beklemeye başlar, gelen
kurdu tüfeğiyle yaralar ve hemen köpek kurdun üzerine atılarak kurtla boğuşur ve kurdu

tamamen cansız hale getirir. Oyunun bitiminde yani kurdun vurulmasından sonra çoban
kurdun ayağından tutup hem kurdu hem de ekibi dışarıya alır.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•HASAT
Bu oyunda insan, doğa ilişkileri ve kırsal kesimdeki günlük yaşantı anlatılmıştır. Oyun
içerisinde oyuna dışardan tarla sahibinin gelmesi ve ürüne bakıp bereketli gelen ürün için
sevinmesi ve bu arada tarlada çalışanlarla yemek yemesi oyuna ayrı bir güzellik katmıştır.
Oyuncuların ellerinde tırpan bulunup, bir hasat olayı canlandırılmıştır. Sol elde tırpanın sapı,
sağ elde ise bıçak bölümü tutulup ekin biçimi ifade edilmiştir. Önce sağ ön vereve sağ ayak
atılması ardından sol ön vereve sol ayağın atılmasıyla seyir eder. Bu arada sağ kolla tırpan sağ
tarafa açılır sol kolla ürün biçilir. Bu figürlerin bitiminde tarla sahibinin gelmesi ve birlikte
yemek yenmesiyle oyun son bulur.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•KELEK
Kelek nehirde taşımacılık için kullanılan bir araç adıdır. Yöre halkı kırsal kesimde odun
toplayarak hem kışın yakacağını temin etmiş, aynı zamanda odunları satarak bir iş imkanı
sağlamıştır. Bu oyunda ciddi anlamda bir duygusallık mevcut olup oyun esnasında ışıkların
kapalı olması, ekibin içeriye ellerde fanuslarla gelmesi, oyuna ayrı bir güzellik katmıştır.
Bir aile toplanıp kelek ile nehrin karşı kıyısına odun toplamaya giderken aileden birinin azgın
Dicle nehrinin sularına düşüp boğulması ve ardından yakılan ağıtlar ve bu afete karşı dile
getirilen sitemler dile getirilmiştir. Eski zamanlarda yine odun kesmek için Dicle’nin karşı
tarafına geçen halk, odunu keserken, o bölgede bulunan oduncular kelekçilere (odun kesmeye
gelenlere) odun kestirmez ve bazen de karşı tarafa geçmelerine müsaade etmezlermiş. Hatta
bu olay bazen uzun sürdüğünden merkezdeki halk belli bir süre odunsuz kalırmış.
Ekip başı ve ekip sonunun elinde kelek küreklerini anımsatacak biçimde iki sopa diğer
oyunculara ise etrafı aydınlatacak fanuslar bulunur. Ekip başı ekipten önde kürek çekmeyi
canlandırarak önce sağ ön vereve sağ adım, sonra sol ön vereve sol adım atarak oyuna başlar.
Arkasında oyuncular belden eğilerek herkes bir öndekinin sağ omzuna elini koyacak şekilde
ekip başıyla aynı adımları atarak oyun seyir gösterir.
Daha sonra sahneye yerleşildiğinde ekip başı ve ekip sonu dışardan gelecek tehlikelere karşı
etrafı gözlerler, oyuncular ise etrafı aydınlatacak fanusları yerlere bırakıp odun kırmaya
başlarlar odunlar kırılıp toplanır. Sonra hep birlikte oyunu giriş şeklindeki gibi oyuna devam
edilirken ekipten biri düşer ve bütün ekip düşen oyuncuyu arar, belli bir süre sonra
oyuncunun cansız bedenini bulurlar. Bu sırada oyuncular tarafından feryatlar yakılıp, Dicle
nehrinin azgın sularına sitem dile getirilir. Daha sonra oyuncular boğulan oyuncuyu alıp
sahneden çıkarlar.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•ŞUR-U MERTAL (KILIÇ-KALKAN)
Bu oyunumuzda yörede aşiretler arasında çıkan kavgaları ve bu kavgalarda insanların
kendilerini ve yakınlarını korumak istemesi anlatılmıştır. Yörede çıkan tartışmaları, kavgaları
tatlı ve sert bir biçimde oyuna dökmüşlerdir. Yörede çok yaygın bir oyun olup ekip başlarının
kendine özgü maharetiyle daha anlamlı ve güzel bir hal almıştır. Ciddi anlamda maharet
gerektiren bir oyundur.
İki grup oluşur, grup başlarının ellerinde sopalar diğer oyuncularda ise ayakkabıların sol teki
ele giyilir. Ekip başlarından gelecek darbelere karşı ayakkabılar kalkan, sopalar (Haziran
Ağacı) ise kılıç vazifesi görür. Genelde darbeler baş tarafadır. Oyun adımları çepik oyununun
adımıyla aynıdır fakat el vuruşu yoktur. Oyuncular birbirinin arkasında tek sıra halinde
dizilirler. Oyuna ekip başları önde olacak şekilde diğer oyuncular ise sırayla herkes

önündekinin yeleğinden tutacak şekilde sıralanır. Ekip başlarıyla önce sol, sağ, sol ayak öne
atılır daha sonra sağ topuk sol ayağın yanına sonra sol topuk sağ ayağın yanına gelip topuk
vurulur ve öne atılır. Oyun gurup başlarının birbirine ve diğer oyunculara vurmasıyla seyir
gösterir. Başlığı düşen mağlup sayılır ve diğer tarafa geçer aynı zamanda diğer gurup galip
sayılır.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•ÇÖMÇE GELİN
Yörede kuraklık döneminde, yağmurun yağması için yapılmış bir oyundur. Bu oyun yörede
genelde çocuklar tarafından icra edilir. Oyun içerisinde değişik ve yöresel maniler bulunur.
Dini inançlar bu oyunda ağırlıklı olarak görülmüştür.

•MANİSİ
Çömçe gelin ne ister
Allah’tan yağmur ister
Ekmek ister, su ister
Bulgur ister, yağ ister
Yağmur yağması için büyük tahta çömçenin (Kepçe) iki yanına kollar yapılıp, üzerine kumaş
elbise giydirilir ve başına bezler sarılarak bebek şekli verilir. Kollarından birer çocuk tutar ve
kapı kapı dolaşıp mani okurlar. Ev sahibi kadınlar bir çömçe bulgur, bir kaşık yağ verip
bebeğin başından bir kova su dökerler. Kapı önünde gelecek malzemeyi beklerken kadın
halayı oynanır. Eller parmaklardan kenetlenecek şekilde iç içe geçirilir ve sağ ayakla beraber
sağ ön vereve adım atılır arkasından sol ayak atılır. Sonra yerinde önce sol diz iki defa sonra
sağ diz iki defa öne çıkarılır.
Oyun alanı geniş olup, oyun formu ve sayılar istenildiği şekilde düzenlenebilir.

•YÖREDE HALK OYUNLARI KOSTÜMLERİ
Diyarbakır yöresinde hakim olan sert karasal iklim ve yarı kurak yayla iklimi sebebiyle yazlar
sıcak ve kurak, kışlar ise çok soğuk geçer. Birazda bu iklimin etkisiyle halk arasında birlik,
beraberlik, dayanışma daha yoğundur. Bu yoğunluk geleneklere daha sıkı sarılmayı,
inançlarına daha fazla sahip çıkmayı beraberinde getirmiştir.
Tüm bu geleneklere bağlılık giyim kuşamın muhafaza edilip günümüze kadar dimdik ayakta
gelmesini kolaylaştırmıştır.
Halk oyunları denilince en önemli unsurlardan biri de şüphesiz giyilen kıyafettir. Yöresel
özellikleri tamamıyla yansıtan öğedir kıyafet. Diyarbakır yöresel özelliği sebebiyle giyimin
yeri çok önceliklidir. Cumhuriyet Dönemi’nde giyilen şehir kıyafetleri de yöre halkının
giyimine her dönem ne denli özen gösterdiğinin belgesidir.
Yörede giyilen kıyafeti etkileyen unsurlardan bazıları;
Yörede birçok kültürün beraber yaşaması ve kültür alışverişinde bulunulması, özündekini
kaybetmeden giyilen kıyafetleri etkilemiş ve bu etkileşim yöre kıyafetlerine zenginlik
katmıştır.
Yörenin iklimi, coğrafyası ve içinde bulunduğu ekonomik şartlar kıyafetler üzerinde etkili
olup günlük yaşamda daha güzel görünüp, insanlar üzerinde güçlü gözükmek ve özel
günlerde kendini öne çıkarmak faktörleri kıyafetler üzerinde önemli rol oynamıştır. Bölgede
hâkimiyet kuran medeniyetlerin kıyafetlerle ilgili koyduğu yasaklar ve önerdiği kıyafetler hiç
şüphesiz ciddi birer etken olup kutsal kitaplar ve dini yayan insanlar giyilenler hakkında kesin
hükümler verdiğinden dinsel inançlar bireylerin giyimi üzerinde ciddi anlamda etkiler
bırakmıştır.
KADIN KOSTÜMÜ
BAŞA GİYİLENLER

•KOFİ
Kenarları çuhaya benzer kumaşla çevrelenmiş, tepesi ise ipek veya benzeri
İpliklerle elde edilmiş bir başlıktır. Parçaları ise ;
· Tar denilen tas biçimindeki tahta ya da tenekeden yapılmış malzeme
· Tarın üstüne geçirilen saçaklı ya da saçaksız fes
Kofiye takma saç eklenir ve yanlardan örgüler sarkıtılır. Açık başa önce beyaz renkte tülbent
sonra yörede şaar denilen sarık ve bununda üzerine genelde canlı renklerden seçilen puşular
sarılır. Kofinin üstüne sarılan şaar düğümüne göre takan kişinin hangi bölgeye ait olduğunu
belirtir.

•FES
Keçeden yapılan, baştan bele kadar uzanan, iki türlüsü olan bir başlık çeşididir.
· Fini Fes ; Saç bağı olmayan ve içinde kasnak bulunan, genelde yaşlıların tercih ettiği fes
çeşididir.
· Kofi Fes; Saç örükleri bulunan ve genelde çift ya da kırk örüklü çeşitleri olan fes çeşididir.
Genelde genç kızlar kullanır ve saç örgüleri ise mavi boncuk ya da saç bağları ile
süslenmiştir.

•TÜLBENT
Başa boylu boyunca saçlar görülmeyecek şekilde örtünen, ince sık tülden yapılan, genelde
beyaz renk ve kare şeklinde olan ince bir başörtüsüdür. Yörede Çit adı da verilir. Bu örtünün
etrafı elde örülmüş oyalar ve pullarla çevrili olanları da mevcuttur. Bunlara ise yörede yazma
adı verilir.

•ŞAAR
Kare şeklinde, siyah zemin üzerine, değişik renklerden çizgiler bulunan bir baş
Örtüsüdür. Önce üçgen daha sonra ince bir şekilde katlanıp kofinin etrafına sarılıp
düğümlenir. Yörede Çar ve Heftreng (7 renk) isimleri de verilir.

•PUŞU
Özel kumaştan dokunan, renk ve dokunuşlarına göre adlandırılan, hemen hemen her rengi
bulunan bir baş bağıdır. Başın gerisine alından geçirilip sarılmak suretiyle kofinin üzerine
sarılıp düğümlenir. Genelde canlı renklerden seçilir ve isteğe göre sayısı çoğaltılabilir.

•BEDENE GİYİLENLER

•FİSTAN
Kolları ve boyu uzun, etek kısmı büzgülü, genelde kadifeden yapılmış bir üst giysidir. Bu
kıyafete bazı yerlerde fistan bazı yerlerde ise entari denilmektedir. Ağırlıklı olarak çiçek
desenli modeller seçilen bir giysidir.

•ÜÇETEK
Genelde kadife kumaşlardan yapılmış, önden ve yandan yırtmaçları bulunan, üzeri kendinden
desenli bir üst giysidir. Ağırlıklı olarak canlı renkler ve çiçek desenli modellerden seçilir.
Yörede mevsim ve iş şartlarına göre kullanılan bir giysidir.

•KOTİK
Kadife ya da benzeri kumaşlardan yapılan, üzeri değişik motiflerle süslenmiş, kolu dirseğe
kadar ve önü açık bir üst giysisidir. İsim olarak kotik adını alması yörede kısa olana kot adı
verildiğindendir. Düğmesi ya da ön tarafı birbirine bağlayacak bir ek parçası bulunmaz.
Üzerindeki işlemeler genelde sarı simlerden yapılır.

•ŞALVAR
Yörede Tuman denilen çiçekli ya da kendinden desenli kumaşlardan olan, ağı dar ve düz
normal paçalı bir alt giysidir. Beli ve ayak paçaları lastikli olup, belden tam ayak bileğine
kadar uzanmaktadır. Genelde göze hoş gelen desenli modellerden seçilir.

•KUŞAK
Birçok yerde Ağabani denilen genelde sarı ya da açık renklerden oluşan üzeri işlemeli bele
sarılan bel sarığıdır. Katlanarak ince bir sekile getirilip sıkıca bele sarılır.

•ÖNLÜK
Bele bağlanan ve fistanın kirlenmesini önleyen değişik kumaşlardan yapılmış önlüktür.
Genelde kiri saklasın diye koyu renklerden seçilir. Yörede bir diğer adı “Peştamaldır”.

•AYAĞA GİYİLENLER

•ÇORAP
Koyun yününden, diz altına kadar uzanan, elde işlenen ve değişik motiflerle süslenen bir ayak
giysisidir. Yörede bir diğer adı “Yün Çoraptır”.

•YEMENİ
Deriden yapılan, ağırlıklı olarak beyaz, krem veya siyah renklerden seçilen, önü kapalı,
bağcıksız, arka tarafında tutup çekilsin diye kulakçığı bulunan bir ayak giyeceğidir.
Yörede “Poçikli Yemeni” adı verilmektedir

•ERKEK KOSTÜMÜ

•BAŞA GİYİLENLER
TİFTİK KÜLAH
Deve tüyünden yapılan, genelde koyu renklerden seçilen ve üzerine yöresel ipek puşular
bağlanan bir başlıktır. Kulakların ucunu içine alacak şekilde başa geçirilir ve üzerine puşu
bağlanarak düğümlenir. Düğüm ekip başında sağa diğer oyuncularda sola sarkıtılır. Yörede
koyun yününden yapılanı da mevcut olup, buna ise “Kum Külah” adı verilir.

•CEMADANİ
Yörede birçok değişik isim verilen, kare şeklinde, kenarları püsküllü ve ağırlık olarak siyah-
beyaz ya da kırmızı-beyaz renkteki baş bağıdır. Önce ikiye üçgen şekilde katlanır daha sonra
alından itibaren tüm başı saracak şekilde başa sarılıp bağlanır.

•SEKİZKÖŞE ŞAPKA
Yörede birçok erkeğin tercih ettiği, değişik renk ve modelleri bulunan, bir başlık çeşididir.

•BEDENE GİYİLENLER

•GÖMLEK
Düz ya da çizgili kumaşlardan yapılan, cepsiz, hakim yaka, önü ve kolları düğmelidir. Yörede
ağırlıklı olarak düz zemin üzerine çizgili veya kendinden çizgili olanları tercih edilir.

•YELEK
Gabardin kumaştan yapılan, önde cepleri olan, hâkim yaka, kolsuz bir üst giysidir. Şalvarla
aynı kumaşı içerir, arka kısmında ipleri mevcut olup bu ipler birbirlerine düğümlenir.
Yörede “Kırk Düğme” adı da verilmektedir.
•HAŞO
Kışın giyilen, pamuktan yapılmış ve dikişleri baklava dilimi olan bir ceket türüdür. Yörede
halen eski canlılığını koruyup giyilmektedir.

•KIRAS

Dizlerden üç, dört parmak kadar aşağıya doğru sarkan, Amerikan ya da Japon bezinden
Yörede “Kadik” adı verilen beyaz renkli kumaştan yapılan erkek entarisidir. Buna
Yörede “Zubun” adı da verilir. Kol uçlarında püskülleri (purçikleri) vardır. Sıfır yaka olup
göğüs kısmı açık olanda var kişinin zevkine göre tek düğmeli olan da mevcuttur.

•DERPİ
Erkeklerin alttan giydikleri bir giysi türüdür. Amerikan ya da Japon bezinden Yörede “Kadik”
adı verilen beyaz renkli kumaştan yapılır. Kırsal kesimde daha çok kullanıldığı için ağ kısmı
şalvara göre daha kısadır. Bazı Derpiler uçkurlu olup, içinden Derpinin yapıldığı bezden bir ip
şeklinde kumaş hazırlanır ve geçirilir. Bazı Derpiler ise lastiklidir. Paça kısımları ya düz olup
geniştir ya da düğmeli olup dardır.

•ŞALVAR
Gabardin kumaştan yapılır yandan cepleri bulunan, ağı bol, paçaları dar, önden uçkuru
bulunan bir alt giysidir. Uçkur bağı yün iplerin değişik renklerde boyanıp dokunmasıyla
yapılır. Bu bağ şalvara takılır, önden düğümleri şalvarın içinde kalacak şekilde bağlanır. Daha
önceleri cep ve paça kısımlarına akrep, yılan motifleri işlenilmiştir, şimdileri ise motifli
şalvarların sayısı yok denecek kadar azalmıştır.

•KUŞAK
Kare şeklinde, kenarları püsküllü, rengârenk olan ve bele dolanan bir bel sarığıdır. Püskülleri
içeri alınıp, ikiye üçgen şeklinden kıvrımlı bir biçimde inceltilerek bele sıkıca sarılır. Eski
zamanlarda “Acem Kuşağı” ve “İpek Kuşaklar” kullanılmıştır.

•AYAĞA GİYİLENLER

•ÇORAP
Koyun yününden, diz altına kadar uzanan, elde işlenen ve değişik motiflerle süslenen bir ayak
giysisidir. Yörede bir diğer adı “Yün Çoraptır”.

•YEMENİ
Deriden yapılan, ağırlıklı olarak beyaz, krem veya siyah renklerden seçilen, önü kapalı,
bağcıksız, arka tarafında tutup çekilsin diye kulakçığı bulunan bir ayak giyeceğidir.
Yörede “Poçikli Yemeni” adı verilmektedir.

•YÖREDE TAKILAR

•KADIN TAKILARI

•BAŞ TAKILARI
•ŞIRRIK
Yörede çok yaygın olarak kullanılan, sadece gümüşten imal edilen, üzerinde damla, güneş,
yaprak, yılan motifleri bulunan bir takı çeşididir. Takının orta kısmı alnın tam ortasına
gelecek şekilde Kofi denilen başlığa tutturulur. Boyuna takılacak şekilde, kolye biçiminde
olanları da mevcuttur.

•EYYÜN
Bir parça kumaş üstüne düzenli bir şekilde altın paralar sıralanır. Yapılan bu takı Kofinin
üstüne, yani kaşın tam üstüne gelecek şekilde yerleştirilir, başın arka kısmında düğüm atılır,
bazı bölgelerde ekonomik güce göre altın ya da gümüş paralar olarak değişebilir.

•KÜPE
Kulağa süs olarak takılan ve hala eski canlılığıyla kullanılan bir takı çeşididir. Genelde yöreye
özgü küpeler;
· Kişnişli Küpe
· Habli Küpe
· Fiyonklu Küpe
· Tut Küpe
· Doktor Diş Küpe

•HIZMA
Yörenin belli kesimlerinde kullanılan, bayanların sağ ya da sol burun deliklerine takılan bir

takıdır. Genelde altın ya da gümüş olup, üzerinde mavi boncukta olabilir.

•BOYUN TAKILARI

•HAMAYLİ
Yörede Boylamada denilen bir süs eşyasıdır. Hamayli bayanlarda süt kesilmesi, kötü rüya,
karanlıklardan ve nazardan korunmak amaçlı takılır. Diğer takılardan farklı özelliği dini
inanışın etkisinde kalarak içinde Kurandan Ayetler vardır.
KOLYE
Yörede yaygın olan ve fazlaca çeşidi bulunan bir boyun takısıdır.
· Habli Kolye
· Kişnişli Kolye
· İncili Kolye
· Yapraklı Kolye
· Kozanlı Kolye
· Direkli Kolye
· Badem Yapraklı Kolye

•MERCAN
Mavi ve turuncu renklerden, üç sıralı boncuktan olup, genç kızların boynuna taktığı bir
takıdır. En temel özelliği tam boynu saracak şekilde olmasıdır. Hamayli (boylama) gibi
sarkmaz.

•SÜT MUSKASI
Yörede sütten kesilen bayanların taktığı ince, gümüş, üstünde ayetler bulunan ve ortasında taş
olan bir boyun takısıdır.

•KORDON
Metalden olup kırsal kesimdeki bayanlarda ucuna kullandığı sandığının anahtarı,
şehir merkezinde yaşayan bayanların ise giydikleri elbisenin sol üst köşesindeki cebe
koydukları cep saati kordonudur. Yani kırsal kesimdeki bayanlar için anahtar, şehir
merkezindeki bayanlar için saat kordonu görevini gören bir boyun takısıdır.

•KEHRİBAR
Yörede sarılık hastalığına yakalanan bayanların kullandığı, ceviz büyüklüğünde, ortasından ip
geçen, sarı kehribar taşında olan bir boyun takısıdır.

•BEŞİBİRLİK
Beş altın lira değerindeki Osmanlı parasıdır. Yörede beşi bir yerde adı verilmektedir. En
yüksek altın para sayılan takı, ip ya da kumaş parçası üzerine beş adet takılır ve öylece
boyuna asılır.

•KOL TAKILARI

•BİLEZİK
Dönemine göre çeşitli motiflerle süslenen, değişik işçiliği olan deri, ağaç, bakır, gümüş,
altından yapılan, eski dönemlerde erkeklerinde kullandığı söylenen ve hala yaygın olarak
kullanılan süs takısıdır.
· Hasır Bilezik
· Paralı Bilezik

•BEL TAKILARI
•GÜMÜŞ KEMER
Gül, menekşe, lale, yonca yaprağı gibi motifleri bulunan gümüşten imal edilip ve bele takılan
bir süs eşyasıdır.
AYAK TAKILARI
HALHAL
Yörede genç kızların ve çocukların ayaklarına taktıkları, pirinç ya da gümüşten yapılan,
hareket ettikçe ses çıkaran bir ayak takısıdır. Halhalın ses çıkarması çocuğa yaklaşan zararlı
hayvanları korkutmak içindir.

•ERKEK TAKILARI
•HAMAYLİ
Asıl amacı nazardan korunma olan, şekil olarak ta kare, üçgen, dikdörtgen veya silindir
şeklinde olan boyun takısıdır. Boyuna koldan geçirilerek takılır. Genelde deriden ve sade bir
biçimde yapılır.

•PAZUBANT
Dinsel inançlardan ilgili nazardan korunmak amaçlı doğan, üzerinde yılan, akrep, tabanca
şekilleri bulunan, kare, üçgen ve dikdörtgen şekilleri olan, kolun dirsek ile omuz arsına
takılan bir kol takısıdır.

•KÖSTEK
Yörede iki değişik çeşidi bulunan, en eski erkek takılarından olan, bir takı çeşididir. İki şekli
mevcuttur;
· Boyundan asılan ve ucuna saat takılan.
· Yeleğin düğme iliğine kancasıyla tutturulan ve ucuna saat takılıp saatle beraber yeleğin
cebine bırakılan.

•ZİNCİR
Gri veya sarı renkte olup, yeleğin düğme iliğinden tutturulup, kuşağın iç kısmına konan bir
takıdır.

•MENDİL
Yörede genelde açık renklerden seçilen, kare şeklinde, işlemesiz olup katlanarak kuşakla
yelek arsına sıkıştırılarak takılan bir aksesuar çeşididir.
YÖREDE HALK OYUNLARINDA KULLANILMIŞ ÇALGILAR
Çok eski zamanlarda yörede birçok yerde icra edilen halk oyunlarına değişik dönemlerde
farklı çalgılar eşlik etmiştir. Aşağıda yazan sazlar zaman ve mekân gözetmeksizin eşlik eden
bütün çalgılardır.

•Davul

•Zurna

•Dilli Kaval

•Dilsiz Kaval

•Arbena

•Bağlama

•Santur

•Cümbüş

•Ud

•Kemança

•Darbuka

•Tef

•Zilli Tef

•Zilli Maşa

•Çığırtma

•GÜNÜMÜZ HALK OYUNLARINDA KULLANILAN ÇALGILAR
Çok eski dönemlerde değişik çalgılar kullanılmasına rağmen, bugün hala canlılığını koruyup
günümüz kadar gelen çalgılar aşağıdakilerdir.

•Davul

•Zurna

Bize Ulaşın

Diyarbakır Tanıtma Kültür ve
Yardımlaşma Vakfı Antalya Şubesi

Yenigün Mah. 1042 Sok. Muratpaşa / ANTALYA
Telefon : 0242 322 67 67